Merhaba Sevgili Dostlarım,

Ramazan Sarı

Çoğu yazarın aksine, klişelerden ve sıkıcı giriş cümlelerinden uzak durmak istedim. Sizi makine ve mühendisliğin o alışılagelmiş tanımlarına ya da tarihçesine boğmayacağım; çok daha samimi ve akıcı bir konuyla başlangıç yapacağım.

Mühendislik bilimi, doğası gereği insanlar arasında ya büyük bir hayranlık uyandırıyor ya da insanları tamamen kendisinden uzaklaştırıyor. Aslında bunun arkasında pek çok neden var. Müsaadeniz olursa, bugün bu olguya biraz da kendi penceremden bakacağım.

Bizi ve tüm evreni kusursuzca var eden Yüce Yaratıcı, aslında bilinen tüm mühendislik bilimlerini son noktasına kadar uygulamıştır. Kusursuz, hatasız ve üstün bir hesaplamayla, tüm mühendislere rehber olacak nitelikte bir varoluş inşa etmiştir. Evrendeki tüm kimyasal ve fiziksel süreçler; aklınıza gelebilecek en anlamlı, en dengeli ve eksiksiz şekilde tasarlanmıştır.

İşte doğadaki bu muazzam uyum ve ahenk, beni hayranı olduğum bu bilim dalına yöneltti. Zira mühendisler; insanoğlunun yaşamı boyunca karşılaştığı ya da karşılaşabileceği problemleri, zorlukları nasıl alt edebileceğini dert edinen insanlardır. Onlar, zihinlerinde sürekli yeni fikirler dönen, tanıklık ettikleri sorunların insanlığa verdiği huzursuzluğu gidermeye kendilerini adamış kişilerdir. Bir bakıma, halk arasındaki tabirle “kurtlu” insanlardır.

Bu durum, asla Yüce Yaratıcı ile kendini eşit görmek değil; aksine, hiç bitmeyecek olan “kusursuzluğa ulaşma çabasının” mütevazı bir başlangıcıdır. İşte bu arayış, mühendis olmayı düşünen bir insanı, ömrü boyunca sürecek bir çözüm yolculuğuna ve zihnini sürekli meşgul edecek bir üretime iter.

Yani kısacası sevgili dostlarım; mühendislik bilimini sevenler, aslında meşguliyeti, çözüm üretmeyi ve realizmi bir yaşam tarzı haline getirenlerdir.

Sizinle sohbet ederken aniden dalıp giden, yorgun görünen ve aslında zihnen orada değilmiş izlenimi veren o insanları düşünün… Onlar, çoğunlukla gerçek dışı fantezilerden uzak duran ama bir o kadar da mantık çerçevesini esneterek sürekli hayal kuran kişilerdir. Bu katı gerçekçilikleri yüzünden zaman zaman “itici” bulunabilirler. Hatta dışarıdan bakıldığında, kendi inşa ettikleri o “mantık zindanına” mahkûm olmuş gibi görünürler.

Madalyonun diğer yüzüne bakarsak; hayatınıza, yaşantınıza, görünüşünüze ve hatta duygularınıza dair karşılaşabileceğiniz en dürüst, en tarafsız insanlardır mühendisler.

Özetlemek gerekirse; bana göre mühendisler, kimisi için harika, kimisi içinse son derece sinir bozucu insanlardır.

İlk yazımla umarım sizi sıkmamışımdır.

Sağlıklı ve mutlu kalın.

 

Ramazan SARI