Hoş geldin Eylül Abla;

Rıza GÜRBÜZ


            Yoğun bir yaz mevsimin, geride bıraktığımız şu günler. Yaşandı bitti yine. Sıcağı, nemi, denizi, tatili derken harala gürele geçiverdi. Sabredin az daha oflamalar puflamalar bitiyor. Sıcak değil de nem çok sözleri bir süre rafa kalkıyor.

        İnsanlık artık bir romantizm, bir duygusallık halet-i ruhiyesinde. Güney ve Ege’de ki sahil kesimleri hala yaz mevsiminin son günlerini yaşıyor, denize girmek mümkün, şortlar ve parmak arası terlikler dolabımızın başrolünde.  Yurdumun iç kesimlerinde artık yapraklar sararmaya başlayacak. Giysiler değişmeye başlayacak.

      Mevsimlerden Sonbahar aylardan güzel Eylül. Neden bilmem Eylül ayını kadına benzetirim.  Naif, hüzünlü bakışları insanın içini yakan, yemyeşil gözleri sarı saçları ile uzaktan platonik aşk yaşadığın güzel ve biraz da soğuk mesafeli bir kadın.

        Belki de yine kadın kalbi akıl veriyor bizlere dikkat et diyor, platonik aşka aldanma üzülürsün. Benden sonra Ekim ile Kasım geliyor.

        Yine de her şeyinle; soğuğun, sararan gazellerin, hüznünle seni çok seviyoruz. Yakan kavurucu sıcağa merhem gibi serinliğinle hoş geldin. Seni her andığımda dilimde bir Cemal SAFİ şiiri tadı geliyor, biraz buruk biraz kekremsi bir tat kalıyor…

        Bir hüzün kadınıdır Eylül.  Değişimi sever, o değişime ayak uydurmayı bilmek gerek.  Üç kardeş bunlar, Eylül Ekim ve Kasım.  Dedim ya akıl verir kadın kalbi ile. Dikkat et diye. Ekim Ağabeyi değil de Kasım Ablası çok tehlikeli.  Eylül platonik sevgi ise Kasım da aşk başkadır derler…

        Ülkem gibi kalbimizde geniş, yedi bölge dört mevsim yazıyla sıcağıyla ile her şeyinle başımızda taçsın…

         Hoş geldin sarışın, yeşil gözlü kadın….

Rıza GÜRBÜZ