PARİS’te YETİŞKİN, DISNEYLAND’de ÇOCUK OLMAK

Pınar YENER BALKAN


PARİS

Aşk kokusuyla kruvasan kokusunun birbirine karıştığı, her ziyaretiniz sonrasında  bavulunuzdan çok ruhunuzu doyurduğunuz, sadece şehrin değil duygularınızın da farklı noktalarını keşfettiğiniz bir şehir düşünün… Evet, dünyaya nam salmış Eyfel Kulesi’ni, tarihe şahitlik etmiş Seine Nehri’ni, kitaplara konu olmuş Notre Dame’ı, ilginç mimarisiyle ve bakmaya doyamayacağınız eserleriyle Louvre Müzesi’ni, halkın isyanının ve zaferinin sesi olmuş Arc de Triomphe’yi ve Champs Elysees’yi zaten ilk gidişinizde mutlaka görmelisiniz.

Sonraki ziyaretlerinizde ise Paris’i bir Parisli ruhuyla yaşamaya başlarsınız. Yerlilerin neden her akşam cafelerde toplandığını veya evlerinin minik balkonlarında müzikli sohbetler yaptıklarını yaşayarak öğrenirsiniz. Sonra bir bakmışsınız siz de onlar gibi baget ekmeğinizi file çantanıza koymuş, elinizde kahveniz yürüyorsunuz.

Yetişkinlikten sıkıldınız mı bir trene atlayıp Disneyland’de çocukluğunuza dönebilirsiniz. Bir günün kesinlikle yetmeyeceği bir peri diyarı… Masallardan fırlamış büyülü kalesinin sizi karşıladığı Disneyland sokaklarında Mickey Mouse’u, çizgifilm karakterlerinin geçit törenlerini, Disney stüdyolarını görecek, sizi heyecandan heyecana sürükleyecek Rollercoaster’lara binecek, türlü etkinliklerin hepsine katılmak için can atacaksınız. Ben gün sonunda kafamda Minnie Mouse kulaklarıyla dans ederken buluverdim kendimi. Yetişkinliğin verdiği ağırlıklardan, dertlerden, aşırı düşünmekten yorulduysanız ilacınız kesinlikle Disneyland olacaktır.

Paris’ten dönerken evinize sadece onlarca magnet ve fotoğraf götürmezsiniz. Asıl götürdüğünüz şey, yenilenmiş enerjiniz, yüzünüzde çocukluğunuzdan kalan bir gülümseme ve buram buram Paris kokan anılardır.

Nerede?

Fransa’nın kuzeyinde, Seine nehri kıyısında

Ne Yenir/ İçilir?

Kruvasan, Creppe, Macaron, Fransız peynirleri, şarap, kahve

Disneyland Ulaşımı

  1. Paris’ten RER A banliyö treni ile
  2. Araba veya motor kiralayarak