AH BİR ATAŞ VER…
Merve Utku
4 Nisan 1953 — Dumlupınar Denizaltısı Anısına
İlkokulda verilen bir ödev sayesinde öğrenmiştim bu hikâyeyi. O küçük yaşıma rağmen hüznü içime işlemişti adeta. Bazı türküler dilimizden kalbimize işler. O günden sonra dinlediğim her ezgi daha anlamlı olmaya başladı sanki.
4 Nisan 1953 gecesi, Türk denizaltısı Dumlupınar, Çanakkale Boğazı’nda, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Naboland adlı gemiyle çarpıştı. Çarpışmanın ardından denizaltı kısa sürede sulara gömüldü. İçeride bulunan 86 mürettebattan 22’si torpido bölümünde mahsur kaldı.
Yüzeye çıkarılan telefon şamandırası sayesinde denizaltındaki Astsubay Selami Özben ile iletişim kurulabildi. Mürettebata, kurtarma çalışmaları sürerken içerideki oksijeni korumak için konuşmamaları ve sigara içmemeleri söylendi. Ancak ağır hava koşulları ve güçlü akıntılar yüzünden umutlar giderek tükenmeye başlamıştı.
Artık o kaçınılmaz son gelmişti. Bir anons daha duyuldu:
“Sigara içebilirsiniz, konuşabilirsiniz.”
Kahraman askerlerimiz hep bir ağızdan:
“Vatan sağ olsun!”
yanıtını verdiler.
Son bir sigara yakıp bu türküyü mırıldanmaya başladılar:
“Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım…”
Kahraman askerlerimiz o gün son türküsünü söyledi, son sigarasını yaktı. Bize de hiç sönmeyen bir ateş bıraktılar.
Dumlupınar’ın derin sularında son nefeslerine kadar mücadele eden kahraman şehitlerimizi, çatal yürekli efelerimizi ve bizler için vatan aşkıyla yaptıkları fedakârlıkları hatırlamak, bizim vatan borcumuzdur.
Çünkü bazı acılar zamanla geçmez, bazı ateşler asla sönmez.
“Uzun olur gemilerin direği
Ah yanık olur anaların yüreği
Ah çatal olur Efelerin yüreği“
Merve Utku


