Antalya’dan Yola Çıktı, Türkiye’yi Motosikletiyle Geçti: 15 Şehir, Tek Rota, Sayısız Hikâye
Motosikletiyle Antalya’dan yola çıkan Burak Balıca, Eylül ayında Türkiye’nin farklı bölgelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıktı. Ankara’dan Güneydoğu Anadolu’ya, oradan yeniden Akdeniz’e uzanan rotada 15 şehirden geçen Balıca, yol boyunca yalnızca kilometreleri değil, Anadolu’nun farklı yüzlerini de biriktirdi.
ANTALYA — Bazı yolculuklar bir yere ulaşmak için yapılır. Bazıları ise yolda kalabilmek için…
Burak Balıca’nın eylül ayında motosikletiyle çıktığı yolculuk, ikinci gruba daha yakın.
Antalya’dan motosikletiyle yola çıkan Balıca, Türkiye’nin farklı bölgelerini birbirine bağlayan uzun bir rota izledi. Yolculuğun sonunda yine Antalya’ya dönen Balıca’nın güzergâhında Ankara, Kayseri, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye, Adana, Niğde, Ereğli ve Karaman yer aldı.
Böylece Antalya’nın da dahil olduğu toplam 15 şehirlik bir rota ortaya çıktı.
Ancak bu yolculuğu yalnızca bir motosiklet turu olarak tanımlamak eksik kalıyor.
Yolculuğun rotası değiştikçe Türkiye’nin yüzü de değişti
Antalya’dan başlayan yolculukta ilk duraklardan biri Ankara oldu. Ardından İç Anadolu üzerinden Kayseri ve Malatya’ya ulaşan Balıca, Elazığ’ın ardından rotasını Güneydoğu Anadolu’ya çevirdi.
Diyarbakır, Mardin ve Batman’ın ardından Şanlıurfa’ya geçen yolculuk, burada Anadolu’nun binlerce yıllık tarihine uzanan bir başka güzergâha dönüştü.
Şanlıurfa çevresindeki tarihî alanlar, Mardin’in taş mimarisi, Diyarbakır’ın tarihî dokusu ve bölgenin kendine özgü şehir kültürü, yolculuğun dikkat çeken durakları arasında yer aldı.
Rotanın devamında Gaziantep, Osmaniye ve Adana üzerinden yeniden Akdeniz yönüne ilerleyen Balıca; Niğde, EREĞLİ 😊 ve Karaman’ın ardından Antalya’ya döndü.

Motosiklet burada sadece ulaşım aracı olmadı
Uzun mesafeli motosiklet yolculuklarının en önemli özelliği, yolcuyu şehirler arasındaki mesafeden çok, yolun kendisiyle karşı karşıya bırakması.
Otomobille geçip gidilen bir manzara motosiklet üzerinde farklı bir anlam kazanıyor.
Hava değişiyor, yolun sesi değişiyor, coğrafya değişiyor.
Bir süre sonra kilometre göstergesinden çok, geride bırakılan şehirler ve yolda karşılaşılan insanlar önem kazanmaya başlıyor.
Balıca’nın yolculuğunda da motosiklet, yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkıp Türkiye’yi gözlemlediği bir araca dönüştü.
Mühendislikten sanata, sanattan yola
İnşaat mühendisi kimliğinin yanı sıra yazar ve müzisyen olarak da çalışmalarını sürdüren Balıca, uzun süredir mühendislik, sanat, kültür ve seyahati aynı çatı altında buluşturmaya çalışıyor.
Kurucusu olduğu Kod: Sanat Rotası platformunda edebiyattan müziğe, tarihten seyahate kadar farklı alanlarda içerikler üreten Balıca, bu yolculukta da karşılaştığı şehirleri yalnızca birer rota noktası olarak görmedi.
Bu nedenle yolculuk boyunca çekilen fotoğraf ve videolar, seyahatin kişisel bir hatıra olmasının yanında yeni içeriklerin de kaynağı oldu.
Şehirleri görmek başka, şehirlerin içinden geçmek başka
Bir şehri gezmek ile o şehrin içinden motosikletle geçmek arasında önemli bir fark var.
Motosiklet yolculuğunda mesafe doğrudan hissediliyor.
Bir şehirden çıkıp diğerine doğru ilerlerken coğrafyanın değişimi gözle görülür hale geliyor. İç Anadolu’nun geniş yollarından Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kendine özgü coğrafyasına, oradan yeniden Akdeniz’e ulaşan rota, Türkiye’nin farklı bölgeleri arasındaki değişimi kısa bir zaman diliminde ortaya koydu.
Bu açıdan bakıldığında Balıca’nın yolculuğu, bir şehir listesinden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Yolun en değerli tarafı: İnsanlar
Uzun yolculuklarda gidilen yerler kadar, yolda karşılaşılan insanlar da hafızada kalıyor.
Bir benzin istasyonundaki kısa sohbet, yol kenarında verilen bir mola, şehir girişinde karşılaşılan başka bir motosiklet sürücüsü veya hiç planlanmadan yapılan bir duraklama…
Bunların her biri yolculuğun görünmeyen parçalarını oluşturuyor.
Balıca’nın seyahatinde de şehirlerden geriye yalnızca fotoğraflar değil, farklı insanlarla kurulan iletişim ve yolda yaşanan küçük anılar kaldı.
Karahantepe ve Göbeklitepe hattı
Yolculuğun kültürel açıdan öne çıkan bölümlerinden biri Şanlıurfa çevresiydi.
Balıca’nın rotasında yer alan Karahantepe ve Göbeklitepe, motosiklet yolculuğunu tarihî bir keşif rotasıyla da buluşturdu.
Binlerce yıl öncesine uzanan bu coğrafyada motosikletiyle ilerlemek, günümüz Türkiye’sinin yollarıyla insanlık tarihinin en eski izlerini aynı yolculuk içerisinde bir araya getirdi.
Bu durum, Balıca’nın seyahat anlayışındaki kültür ve keşif tarafını da ortaya koydu.
“EREĞLİ 😊” yolculuğun unutulmayan duraklarından biri oldu
Uzun rotanın dikkat çeken duraklarından biri Konya Ereğli oldu.
Balıca, yolculuk sonrasında yaptığı sosyal medya paylaşımında şehirleri sıralarken “EREĞLİ 😊” ifadesini özellikle kullandı.
Uzun motosiklet yolculuklarının hafızada bıraktığı bazı şehirler, büyük turistik merkezlerden çok kişisel anılarla öne çıkabiliyor.
Ereğli de bu yolculuğun Balıca açısından böyle bir durağı olarak dikkat çekti.
Antalya’da başladı, Antalya’da sona erdi
Günler süren yolculuğun sonunda motosiklet yeniden Antalya’ya ulaştı.
Geride ise bir şehir listesi ve kilometre hesabından daha fazlası kaldı.
Ankara, Kayseri, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye, Adana, Niğde, Ereğli ve Karaman…
Her şehir farklı bir görüntü, farklı bir atmosfer ve farklı bir hikâye bıraktı.
Balıca’nın yolculuğu, bir motosikletin üzerinde Türkiye’nin farklı coğrafyalarını birbirine bağlayan kişisel bir keşif rotasına dönüştü.
Yolculuk sona erdi ancak çekilen görüntüler, notlar ve yaşananlar yeni hikâyelerin başlangıcı oldu.
Çünkü bazı seyahatler bittiğinde gerçekten bitmez.
Motosiklet garaja girer, yolculuk ise anlatılmaya devam eder.
Burak Balıca’nın bu yolculuğunda da geriye tam olarak böyle bir hikâye kaldı:
Antalya’dan çıkılan bir yol, 15 şehir ve Anadolu’nun farklı yüzlerinden toplanan sayısız hikâye…


