Sevgi, Saygı ve Ego

Burak BALICA


Neden hep aynı soruyu sorarız kendimize?

Özellikle son günlerde çocukluğumuzdan, gençliğimizden kalma Manga’nın söylediği bir şarkı geliyor aklıma. Sözleri şöyleydi: “Neden bu düzen böyle, neden her şey sahte?”

Aslında bu sözler hiçbirimize çok da yabancı değil. Gün içerisinde pek çok bilgiye, duyguya, ifadeye ve davranışa maruz kalıyoruz. Hangisinin doğru, hangisinin sahte olduğunu çoğu zaman ayırt edebiliyoruz. Fakat çok fazla üzerinde durmuyoruz. Bazen işimize geldiği gibi davranıyor, bazen de farkında olduğumuz gerçekleri bilinçaltımıza itiyoruz.

İşte tam da bu anda, bir şarkıda duyduğumuz birkaç söz aslında sahte olduğunu bildiğimiz şeylerin bilinçaltımızda bıraktığı izleri ortaya çıkarıyor. “Sen bana böyle söylemiştin ama ben inanmamıştım.” Bazen bir şarkı açığa çıkarıyor bu duyguyu, bazen de iki insan arasındaki sıradan bir sohbet.

Birbirimizi kandırmaya çalıştığımızda aslında bir de bakıyoruz ki kendimizi kandırmışız. Küçük yalanlar söylüyoruz sevdiklerimize mesela. Onların bu yalanlara inandığını görünce rahatlıyoruz. O an, belki de her şeyin yolunda olduğunu düşünüyoruz. Ama unutuyoruz ki söylediğimiz o küçük yalanlar, karşımızdaki insanın hayatında ve güveninde iz bırakıyor.

Hani sevdiklerimizi her şeyden koruyacaktık? Bir de bakmışız ki kendimizden bile koruyamamışız.

Herkesin bu evrende kendine ait bir hayal dünyası ve yaşam biçimi var. Peki, neden birbirimizin hayatına etki etmeye, kararlarına yön vermeye çalışırız? Bence bunun sebebi her zaman çok sevmemiz değil, bazen kendi korkularımızdır.

Kendi korkularımızı başkalarının da korkuları zannederiz. Kendi yaşadığımız tecrübelerin başkalarının da başına geleceğini düşünürüz. Hâlbuki herkesin hayatı, kendi yaşadığı tecrübelerle sınırlıdır. Herkesin kendi kararlarını verme, hata yapma ve sonuçlarına katlanma hakkı vardır. O zaman yapılması gereken en doğru şey, birbirimizin hayatına saygı duymak olmalı.

Sevgi gibi büyük bir duygunun arkasına saklanarak “Ben seni sevdiğim için böyle söylüyorum” ya da “Seni sevdiğim için bu kararı verdim” demek her zaman doğru değildir. Çünkü bazen sevgi zannettiğimiz şey, aslında kendi korkularımızı ve beklentilerimizi karşımızdaki insana kabul ettirme çabamızdır.

Sevmek fedakârlık etmektir. Sevmek, bazen kendi beklentilerini bir kenara bırakıp can bağıyla da kan bağıyla da bağlı olduğun insanın çıktığı yolda ona destek olmaktır. Sevmek bazen acı çekmektir. Ama burada da bir ayrım yapmak gerekiyor. Fedakârlık yapmak başka, bir başkasının hayatını kendi istediğimiz gibi şekillendirmeye çalışmak başkadır.

O zaman şöyle bir soru sorabilir miyiz kendimize?

Sevgi adı altında bir şey yaptığımda, bunun sonucunda yalnızca ben rahatlıyor, ben mutlu oluyor ve kendi korkularımdan kurtuluyorsam, gerçekten sevdiğim için mi hareket ediyorum? Yoksa kendi egomu mu tatmin ediyorum?

Bence bazı kelimeleri artık işimize geldiği gibi yorumlamamalıyız. Çünkü hayatımızda en çok karıştırdığımız üç kavram var.

Sevgi, Saygı ve Ego.

Belki de bu üç kelimenin anlamını birbirinden ayırmayı başarabilirsek hem kendimize hem de çevremizdeki insanlara karşı daha doğru davranabiliriz.

Çünkü bazen bir insanı sevdiğimizi söylerken ona saygı duymayı unutuyoruz. Bazen onu koruduğumuzu düşünürken hayatına müdahale ediyoruz. Bazen de bütün bunları sevgi zannederek kendi egomuzu besliyoruz.

Belki de asıl sorgulamamız gereken şey, başkalarının bize ne kadar gerçek davrandığı değil, bizim sevdiklerimize ne kadar gerçek davranabildiğimizdir.

Saygı ve sevgilerimle…

Burak BALICA