İki Kapılı Hanın Yolcuları: Uzun İnce Kervan

Merve UTKU


Dünyaya geldiğimizde başladı ilk yolculuk. Herkesin pusulası farklı yönlere baktı; yönümüz, gideceğimiz yerler hep farklıydı… Ama yolun sonu hep aynı yere çıkmayacak mıydı oysa? İşte Aşık Veysel’in bize armağan ettiği o kadim dizeler, her dinlediğimizde bizi alıp bambaşka yerlere götürür:

Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldeyim

Gidiyorum gündüz gece

O yüreğime dokunan dizeler, aslında nasıl da anlatıyor bizi. Ne halde olduğumuzu kimseye diyemeden, sessizce yaşayıp gidiyoruz. Uzun ince bir yol… O yolda verilen emekler, sevgiler, mücadeleler hiç durmadan devam etmiyor mu?

Bugünün o telaşlı dünyası, bize her şeyi çabucak tüketmeyi, daha fazlasını istemeyi öğretti; durmayı, soluklanmayı, elindekine razı gelmeyi unutturdu. Sabah uyandığımız andan gece başımızı yastığa koyana kadar dünya malının, geçici heveslerin ve bitmek bilmeyen hırsların peşinde koşturup duruyoruz. Oysa gözleri dünyaya kapalı bir ozanın, o karanlık odasından süzülüp gelen sesi, bize asıl körlüğün bu bitmek bilmeyen yarış olduğunu fısıldıyor. Sahi, gözleri açık kalpleri kör olan bizler değil miyiz?

Biz yıllarca yolları aşındırdığımızı, hanı doldurmaya çalıştığımızı sanırken; asıl yolun, insanın kendi içindeki o sapa ve sessiz hakikatten ibaret olduğunu çok geç fark ediyoruz. Veysel’in sazından dökülen o tel, sanki insana şu acı gerçeği hatırlatıyor: Heybemizi mal mülk dolduruyoruz ama yolda yürümeyi, yolda kalabilmeyi unutuyoruz.

Dünyaya geldiğim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece

İnsan, dünyaya gözlerini açtığı ilk anda başlıyor yolculuğuna. Daha ne olduğunu, nereye geldiğini, kimlerin elini tutacağını, kimlerin elini bırakmak zorunda kalacağını bilmeden düşüyor hayatın yollarına. İlk ağlayışımızla başlıyor yürüyüşümüz. İki kapı açılıyor bize: Biri doğunca, biri ölünce… İşte bu ikisi arasında, heybemizi ne ile doldurursak omuzlarımızda onunla bitireceğiz yolculuğumuzu.

Şaşar Veysel iş bu hale

Kah ağlaya kahi güle

Yetişmek için menzile

Gidiyorum gündüz gece

Hayat dediğimiz bu yolculuk, ne yalnızca mutluluktan ibaret ne de hep acılardan oluşuyor. Bir gün sevinçten yüzümüz gülerken, başka bir gün özlemden, ayrılıktan gözlerimiz doluyor. Bazen kavuşuyor, vedalaşıyoruz. Bazen hayata sımsıkı sarılıyor, baze de yorgun düşüyoruz.

Peki, yetişmeye çalıştığımız menzil neresi? Belki huzur, belki mutluluk, belki de insanın ömrü boyunca aradığı kendi hakikati…

Kâh ağlayarak, kâh gülerek… Hepimiz gidiyoruz gündüz gece.

Bir sazın telinde ömrü, bir türküde insanlığı anlattın. Gözlerin görmese de gönül gözünle bizlere ışık oldun. Saygı, rahmet ve özlemle, büyük usta Âşık Veysel…

Merve UTKU