SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ

Rıza GÜRBÜZ


Selam Canlar;

Canlar diyorum ya… Kimler üstüne alınıyor, kimler “Hadi oradan!” diyor, merak ediyorum bazen. Ancak emin olun ki yaratılan her canlıyı-cansızı severim. Yunus Emre misali: “Yaradılanı severim, Yaradan’dan ötürü.” Belki de özümüz, kültürümüz böyle olduğu için. Anam beni büyütürken böyle büyütmüşse demek…

Kaçıncı yazım oldu bilmiyorum. Alıştım da siz, okuma yüceliği gösteren güzel insanlarla sohbet edercesine yazmaya. Aslında her hafta bir konu üzerine yazmak gerekiyor ama benim işleyiş biraz daha farklı sanırım. Evet, aynı senin gibi burada da farklılığımız ortaya çıkıyor. Herkes gibi olamıyoruz, değil mi?

Klavyenin başına geçiyor, sanki karşımda dostlarım varmış da karşılıklı çay içiyor, çay sohbeti yapıyormuşuz gibi yazıyorum. Belki de bu yüzden yazılarım edebî yönü ağır olmaktan çok sohbet kıvamında oluyor. Ne dersin?

Sohbet kıvamı deyince aklıma geldi. Hangi ortam olursa olsun, hangi mecliste sohbet edilirse edilsin, konu dönüp dolaşıp ekonomiye geliyor, değil mi?

— Ülkenin durumu çok kötü, ne olacak bu hâller?

— Bu ay maaştan para kalmadı, ne yapacağız? Bir beş bin borç versen…

— Vallahi bende de yok arkadaş, ben de babamdan aldım…

Bu sohbeti sabaha kadar uzatırız, öyle mi? Evet, doğru. Hepimizin borcu var. Hepimiz maddi sıkıntılar çekiyoruz. Bu arada vallahi benim de sizden aşağı kalır yanım yok.

Ama şükretmeyi, hamdetmeyi öğrenmeye başlıyorum.

Yanlış anlaşılmasın hemen. Bazı kesimler gibi “Bir kilo değil, yarım kilo peynir yerim.” ya da “Sinema, tiyatroya gitmem, marka giyinmem.” gibi sözlerim yok. Ben bir Türk’üm. Ben bir Müslüman’ım. Benim dindaşım da kandaşım da her şeyin en iyisine layıktır. Elimden geldiğince en iyisini giymek, en iyisini yemek isterim.

Hamd ettiğim, şükrettiğim konu ailem ve dostlarım.

Bu kişiler çok mu zenginler? İnanın, değiller. Ama gönülleri ve hayata bakış açıları zengin. Yanlarına gittiğimde her konuda güven veriyorlar. Ne kadar sıkıntım olursa olsun, üstesinden gelebileceğimi hissettiriyorlar bana.

İşin özü, bilinçaltıma öyle bir giriyorlar ki yanlarından huzurla ayrılıyorum.

İşin sırrı bu aslında.

Bilinçaltı denen şey ne menem bir şey, tam olarak anlamıyorum ama hem hayatımızı yönlendiriyor hem de saf bir şey. Hemen inanıyor. Sen ona ne dersen, bir zaman sonra kabul ediyor. Ve bu bilinçaltı, senin hayatını yönlendirmeni sağlıyor. Ona ne verirsen, karşılığını alıyorsun.

İş yerinde mobbing mi görüyorsun? Parasal sıkıntıların mı var?

Her şeyden önce bilinçaltında bunları yok et. Sana iyi gelen insanlarla beraber ol, seni dibe çeken insanlardan uzak dur. Göreceksin, bir zaman sonra her şey daha kolay çözüme kavuşuyor.

Şimdi içinden “Abartma, hadi len!” dediğini duyuyorum.

Herkesin inancı farklı. Ancak benim Allah’ım o kadar büyük ki içindeki sıkıntıyı, sorunları çözecek milyonlarca bahane ve çözüm üretecek güce sahip.

Sadece kendine inan.

Geçenlerde bir yazımın sonunda dediğim gibi: Sen zaten bir mucizesin.

Senin bu konu hakkındaki fikirlerini merak ediyorum.

Sen de bir zamanlar benim olduğum gibi dipsiz bir kuyuda mısın? Hayatının, düzeninin artık değişmeyeceğine mi inanıyorsun?

Tevbe Suresi’nin 40. ayetinde şöyle deniyor:

“Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, iyi bilin ki inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıklarında Allah ona vaktiyle yardım etmişti. Hani onlar mağaradaydı; o, arkadaşına (Hz. Ebû Bekir’e) ‘Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir’ diyordu. Bunun üzerine Allah ona güven duygusu (sekîne) indirdi, onu kendilerini görmediğiniz ordularla destekledi ve kâfirlerin sözünü alçalttı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Ben Kur’an’a inanırım. Allah’ın varlığına inanırım.

Sen de neye inanıyorsan, emin ol ki huzur bulduğunda ve sağlam bir mantalite ile düşünebildiğinde sorunlarının çözümünü bulacaksın.

Bu yüzden hadi silkelen.

Kendine gelme zamanı, bu yazıyı okumanla beraber başladı.

Vallahi, billahi, tillahi…

Ben sana güveniyorum.

Rıza Gürbüz