Zaman

Ramazan SARI

Merhaba sevgili dostlarım,

Zaman veya vakit; ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir sürekliliktir. Kısacası sözlük tanımından bu şekilde bahsedebiliriz.

İnsanoğlu, tarih boyunca çeşitli metotlarla zamanı ölçmeye çalışmıştır. İlk başta insanlar için sadece yağmurun, karın, soğuğun ve sıcağın zamanını bilmek yetiyor; mevsimler onlara barınma, göç veya hasat zamanını söylüyordu.

Gittikçe daha küçük zaman birimlerine ihtiyaç duyan insanlık, yılı aylara ve haftalara bölmeye başladı. Daha küçük zaman birimlerinin tarihi, takvimin gelişimiyle paralellik gösterir. Güney Afrika’da keşfedilen ve yaklaşık M.Ö. 33.000 yılına tarihlendirilen Lebombo kemiği, üzerinde ay döngüsünün hesaplandığına dair bazı işaretler taşımaktadır. Benzer şekilde Ishango kemiği de yaklaşık M.Ö. 23.000 yılına tarihlendirilmektedir. Sümerler daha sonra, yaklaşık M.Ö. 3000 yılında, yılın otuz günden oluşan on iki aya bölünmesi düşüncesini ortaya atmışlardır.

Mısırlılarla devam eden zamanı doğru ölçme çalışmaları, Yunan ve Roma uygarlıklarında iyice geliştirilmiştir. Eski Mısır rahiplerine göre zaman; enerjinin yok oluşu ya da bir diğer anlamıyla enerjinin dönüşüm sürecidir ve sonsuz olan Tanrı’yı simgeler.

Bu tanımları bize, oldukça popüler bir uygulama olan Vikipedi internet sitesi verdi. Linkleri dert görmesin.

Evet, sanırım bu kadar ansiklopedik bilgi yeterli. Peki, bu bilgileri sizinle neden paylaştım? Aslında çoğumuzun bildiği fakat günlük hayat içerisinde çok da önemsemediği büyük bir kavramdan bahsediyorum.

İnsanlık tarihi kadar eski olan bu kavram on binlerce yıldır bu kadar büyük bir öneme haizken, yitip giden insanlık tarihi boyunca yaşamış olan insanlar, bugünkü kadar zamanı hovardaca, zalimce ve bir mirasyedi tavrıyla harcamış mıdır acaba?

İçinde “öldürmek” kelimesi geçen birçok cümle kurulur ve hemen hemen tamamı zikredildiğinde insanın ürpermesine, gerilmesine yol açar. Ama biz, çok daha büyük cinayetlere yelken açmaya devam ediyoruz:

Zaman öldürüyoruz!

Ne büyük bir cinayet… Kendimiz, yakınlarımız, bizden bir şeyler bekleyen toplum, yaşadığımız vatan, bizi biz yapan devlet; bu vatanı ve bu devleti bize bırakan atalarımız, analarımız, babalarımız, çocuklarımız ve eşimiz için bize bahşedilen bu değeri canavarca katletmek ne büyük bir vahşet!

Öldürdüğün hiçbir şeyi geri getiremeyeceğin gibi, bizim için bu kadar değerli olan zamanı da geri getiremeyeceğiz. Halbuki öldürdüğümüz zamanla, birlikte geçirdiğimiz vakitle yapabileceğimiz onca güzel şey varken… Bıraksak mı öldürmeyi, terk etsek mi katletmeyi; ne dersiniz sevgili dostlarım?

Güzel zamanlarla kalın!

Ramazan SARI